Gezilecek Yerler

Brunga-Körfez


Denizden 13.500 metre uzaklıkta ve tarihte çok eski bir tarihe sahip ilçemiz; Brunga, Grünge, Brunca, Satryas gibi isimleri Türklerin eline taşıdıktan sonra 1420 yıllarında tamamlanmamış konutların oluşması nedeniyle Yarımca adını aldı. 27.05.1964 yılında belediye teşkilatı oluşturularak çalışmalara başlanılmıştır. 1988 yılında da ilçe olup Körfez ismini almıştır.

brunga-korfez-ff67f476-3c7d-400a-af59-3360180409be
Brunga-Körfez
Giriş03.09.2020 12:30

 

Bölgeye sanayi gelene kadar uğraş olarak (sebze, meyve) bahçıvanlığı ve tarımı seçen yöre halkı 1950'li yıllarda başlayan ve hızlanan sanayileşme sonucu, Körfez'de tüten ve yükselen fabrika bacalarının çoğalmasıyla halkın geçim kaynağı haline gelmiş ve hemen hemen sanayiye kaymış durumdadır. Artık ilçemiz kirazıyla ve sanayisiyle tanınır hale gelmiştir.

Şimdilerde kiraz üretimi Yukarı Yarımca'nın dağlık bölgelerinde gerçekleştirilmektedir. İlçemiz, toprak, hava, su, ulaşım bakımından uygunluğu endüstriyel alanda gelişmenin nedenleri olmuş, bunun sonucunda kırsal, durgun yaşamdan hızla planlı bir şehirleşmeye gidilmiştir.

Körfez İlçemizden; TEM Otoyolu, D-100 Karayolu ve Demiryolu geçmektedir. Karayollarının İlçemiz boyunca uzunluğu 10,000 metreyi bulmaktadır. Deniz ulaşımı da bulunmaktadır.

Körfez ilçemizde denize açık; rıhtım, iskele ve gezi yerleri bulunmakta, turistik Deniz Köşkü ve Sahil Çay bahçeleri halkımıza çağdaş hizmetler sunmaktadır. Tütünçiftlik Fener Gölü çevre düzenlemesi kapsamında Uluslararası standartlara (Formula yarışlarının da yapılabildiği) uygun oto yarış pisti, yapay göl, halka açık 3 km´lik kıyı bandı ve parklar halkın hizmetindedir. Yine Yarımca'da bulunan Açık Hava Tiyatrosu 12.000 m2'lik alanda 5000 kişilik antik üslup ile kültür faaliyetlerinde büyük hizmet vermektedir.

 

TARİHÇE

Kocaeli Yarımada'sında MÖ.1200'lerde Hitit yerleşmesi görülmüş, bunu MÖ.V.yüzyılda Frigler, Bithynia Krallığı, Persler, Makedonyalılar izlemiştir.

MÖ.VII.Frigler, MÖ.620'de Lydialılar, MÖ.546'da Perslerin yönetimi altına girmiştir. MÖ.V.yüzyılda Bithynia Krallığı'nın sınırları içerisinde olan Körfez, MÖ.I.yüzyıldan sonra Roma egemenliğine girmiştir. Roma imparatoru Pompeius bir ara yöreye gelmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu zamanında (Bizans) Bryas ismi ile önemli bir konaklama merkezi idi. Bryas'ın ismi tarihte Arap donanmasının 717 yılında İstanbul'u kuşatırken konakladığı yer olarak geçmektedir. Yeri kesin olmamakla beraber, büyük olasılıkla bugünkü Körfez'in bulunduğu yerdedir.

Bizans kaynaklarında Burunga'da (Burunca) Bizans dönemine ait, başta İmparator Constantin'e ait olmak üzere ileri gelenlerin villaları olduğu yazılıdır. Burunca bugünkü Körfez'in bulunduğu yerdir. Burunga'da Bizanslılara ait küçük bir askeri garnizon bulunuyordu.

 

 

Malazgirt Savaşı'ndan (1071) sonra Anadolu'yu ele geçiren Selçuklular İzmit Körfezi'ne kadar inmişlerdir. Bu arada Kutalmışoğlu Süleyman Şah İznik'i ele geçirerek başkent yapmış, 1080 yılında Nicomedia, Burunga, Gebze, Kadıköy, Üsküdar gibi önemli yerleşim yerleri Selçukluların eline geçmiştir. I.Haçlı Seferinden sonra yöre, Latinlerin yönetimi altına girmiştir. Latinler ile Bizanslılar arasındaki çekişmeden ötürü Latinler Körfez halkının güvenini kazanmak için burada imar işlerine hız vermişlerdir. Latinler, Burunga'nın adını değiştirerek yeşillik anlamında Grünge'ye çevirmişlerdir. Palaiologosların yeniden Bizans'a hakim olması ile 1261 yılında yöre Bizans İmparatorluğu'nun eline geçmiştir. Nicomedia'nın Osmanlı topraklarına katılmasının ardından burası da kara Ali yönetimindeki kuvvetler tarafından Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. Ancak Yıldırım Beyazıt'ın Timur'a yenilmesinden sonra, oğulları arasında başlayan iktidar mücadelesi sırasında Bizanslılar Körfez bölgesine tekrar hakim olmuşlardır. Körfez yöresi 1420 yılında yeniden ve kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Yavuz Sultan Selim İran seferine çıkarken 1514'te otağını Körfez'de kurmuştur.

 

Kırım Savaşı sonrasında Kocaeli'ne göç eden Tatar, Boşnak ve Çerkezlerin bir bölümü yöre halkı ile geçinemediklerinden, Körfez ve yöresinde yerleşmeye zorunlu kılınmıştır. Tatar Türkleri Derince ve Tütünçiftlik'e, Çerkezler ve Boşnaklar da Körfez'e yerleştirilmiştir.

I. Dünya Savaşı sonrasında Körfez, önce İngilizlerin, ardından da Yunanlıların işgaline uğramıştır. Kurtuluş Savaşı'na aktif olarak katılan ve yörede başlayan imar olaylarının yarım kalmasından dolayı buraya Yarımca ismi verilmiştir. 3 Mayıs 1964 yılında Belediye örgütü kurulmuştur. Önceleri Merkez ilçe İzmit' e bağlı bir yerleşim yeri iken, 1987 yılında daha sonra Tütünçiftlik, Yarımca ve Gebze' ye bağlı olan Hereke bucağını da bünyesine alarak Körfez ilçesi oluşturulmuştur.

 

İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Alman imparatoru Kaiser Wilhelm'in, Yıldız Sarayının minyatürü olarak yapılan Kaiser Wilhelm Köşkü ile Sivil Mimari Örnekleri bulunmaktadır.

 

Coğrafi Yapı

İlçe düzlük bir alana kurulmuştur. Yarımca´dan Tütünçiftliğe kadar geniş bir alanı kaplar. İlçenin kuzey kesimi Çenedağ´ının devamı gibidir.

Bu yükselti batıya devam ederek Hereke sırtlarını oluşturur. Yarımca'dan Hereke'ye doğru bir yükselti iyice dikleşir. Kıyı kesimi fazla girintili çıkıntılı değildir.

Düz alanın yükseklikle buluştuğu yerde karayolu geçmektedir. Bölgenin en önemli dağları Saman Dağlarıdır. Önünde akarsu yoktur. İlçe içerisinden geçerek denize dökülen derelerde yıllık yağışların fazla olduğu zamanda akıntı olmaktadır. Su kaynaklarının az olması önemli bir sıkıntı oluşturmaktadır.

 

Körfez Fener Gölü

Her yılın belli döneminde göç eden kuşların dinlenmek ve beslenmek adına mesken tuttuğu İzmit Körfez’indeki kuşların görüntüsü fotoğraf tutkunlarını da mest ediyor. Çok sayıda fotoğrafçı ellerinde fotoğraf makineleri ile bu güzel anı ölümsüz hale getirmek için Fener Gölü'ne uğruyor.

 

Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm Köşkü

Kocaeli ilinin Körfez ilçesine bağlı Hereke yöresinde yer almaktadır. Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İzmit’i ziyaretinden önce Yıldız Sarayının minyatürü olarak üç hafta içinde yapılmıştır. Köşkün parçaları Yıldız Sarayında hazırlanır ve deniz yolu ile Körfez ilçesine getirilir. Yapımında metal çivi kullanılmadan bir günde monte edilerek yapılmıştır. Tamamen ahşap konstrüksiyonla oluşturulmuştur. Bu köşkte Alman İmparatoru ve birçok ünlü ağırlanmıştır. Köşk içinde Hereke yöresine özgü dokuma halılar, ipekli döşemeler ve Yıldız Sarayından getirilen eşyalar bulunmaktadır.

 

Hereke İpek Halısı

Hereke Halı Fabrikası, Kayser Wilhelm köşkünün arkasında bulunmaktadır. Bu fabrika: 1843 yılında kurulmuş ve günümüze kadar, ipek ve yünlü halı üretimi yapmaya devam etmiştir.

Dünyada, ipek halı dokumacılığı konusunda, buradaki fabrika, haklı bir üne sahiptir. Günümüzde, Yıldız Sarayında bulunan dünyanın en büyük halısı: Hereke Halı Fabrikasında üretilmiştir.

Yörede halıcılık yapılmasının en önemli sebebi: fabrika kurulduğunda, Gördes, Demirci ve Sivas’tan getirilen ustaların büyük emeği bulunmaktadır. Özellikle: 1943 yılından sonra, Hereke halıcılığında büyük bir aşama kaydedilir. Bursa ipeğinden dokunan halılar: gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında büyük ün kazanmıştır.

1970’li yıllarda, özel sektör, ipek halı üretimine girer. 1980’li yıllarda, ipek halı üretimi zirve yapar. Ancak, 1990’lı yıllarda, üretilen halıların kalitesi düşer ve sektörde gerileme başlar.

 

Hereke Kalesi

Kocaeli ilinin Körfez ilçesine bağlı bir yerleşim olup, içerisinde dünü ve bugüne ait birçok güzelliği barındıran, sanayi tarihinde ve kültürümüzde de önemli yeri bulunan bir beldemizdir. Hereke denince ilk akla gelen dünyaca ünlü, görkemli saraylarda yer edinen, ülkemize de bu alanda saygınlık kazandıran ipek dokuma hereke halısıdır.
Osmanlı imparatorluğunun ilk halı ve ipekli dokuma fabrikası, Fabrika-i Humayun 1843 yılında Hereke’de kurulmuştur. Sanayisi ve limanları ile de Hereke, dünyaya açılan bir kapıdır. Hereke Kocaeli Üniversitesinin yerleşkelerinden birinin de bulunduğu bir eğitim ve kültür merkezi olup, aynı zamanda doğal güzellikleriyle ve sahiliyle de dikkat çeken bir beldemizdir.
Hereke, Roma imparatorluğu döneminde, imparator Constantinus’un annesi Helen’in burayı beğenip,  yerleşke olarak seçmesi ile önemli bir sayfiye yeri haline gelmiştir ve imparator Constantinus’un 337 yılında Hereke de ölmesi de bu bilgiyi doğrulamaktadır.
Roma imparatorluğu IV. yüzyıl döneminde ikiye bölünmüş, Hereke Doğu Roma İmparatorluğu sınırlarında kalmış ve sınır karakolu kimliği kazanmıştır. Hereke şu anki adını imparator Heraklios'tan almıştır, Eski adı Ancryon'dır.

İzmit’in fethi sırasında, buradan kaçan halk Hereke kalesine sığınarak, kaleyi tahkim etmiş ve teslim olunmasını engellemişlerdir. Bunu haber alan Orhan Gazi, başbuğ olarak Ali Bey’i görevlendirip Hereke üzerine göndermiştir. Ali Bey kuşatma esnasında aldığı ok darbesiyle bir gözünü kaybetmesine rağmen cesaretini kaybetmemiş ve kısa süre sonra 640’lı yıllarda yapılan kaleyi teslim almıştır.  (1326)  Hereke kalesinin fethi İzmit bölgesinin fetihlerinin tamamlayıcısı olmuştur ve böylece Osmanlı beyliğin bağlanmıştır.  Hereke Sultan II. Beyazıt döneminde büyük bir deprem yaşar.  Deprem 45 gün devam eder ve bu depremde Hereke Kales tamamen ortadan kalkar.  Bu deprem sonrasında Hereke halkı uzun süre kendini toparlayamaz ve dokumacılıkta da bir süre durağanlık yaşar.  Doğu Roma imparatorluğu döneminde,  640’lı yıllarda yapıldığı sanılan Hereke Kalesinin,  geçtiğimiz yıllarda yeniden restorasyon çalışmaları yapılmış ve en iyi proje ödülünün sahibi olmuştur.  Evliya Çelebi’nin Seyehatnamesi’nde de bahsedilen 1400 yıllık tarihi olan kalenin, restorasyon  çalışması tamamlanmıştır.

 

Tarihi Taş Köprü

Tarihi köprü Romalılar döneminde Gök Su üstüne inşa edilmiştir, tarihi milattan sonra 50 yılına kadar dayanmaktadır.
Kutluca ya da Kutça köyü ile Duranlı köyleri arasına yapılmış olup Geudos adı verilmiştir. 
Köprünün en önemli görevi tarihi ticaret yollarından biri olan ipek yolu ile Nikomedia'ya yani İzmit'e ulaşan yolun üzerinde olan köprü, sonraki yıllarda Taşköprü adıyla anılmaya başlanmıştır. 
Bu tarihi köprü Taşköprü bölgesine de ismini veren önemli Roma yapılarından biri olarak kayıtlara geçmiştir.
Antik Nikomedya şehrinde dönemin yöneticileri tarafından bastırılmış sikkelerde bir köprü resmi yer almaktadır.
2 bin yıllık Nikomedya sikkelerinde resmedilen köprü, bugün hala tüm heybetiyle ayakta duran Taşköprü'dür.

 

Yarımca’da Gidilecek Kafeler

 

  • Brunda Cafe & Restaurant

  • Uysal Cafe & Restaurant

  • Seçkinin Dünyası

  • Mondomio Cafe Restaurant

  • My Baker Cafe & Patisserie

  • Fıtı Fıtı Cafe Havuzbaşı

  • Açım Aç Buger Cafe

  • Salkım Cafe Restaurant

  • Black Rose Cafe

  • Bizim Cafe

  • Red Paprika

  • Sport Age Cafe

  • Yarımca Türk Kahvesi

  • Çay Durağı Ergapromotion

  • Cream Cafe

  • Anıt Cafe

  • Ülgenim Cafe

  • Ayselin Yeri

  • The Anchor

  • Mavi Köşem Pasta Evi

  • Tatlıcı Bey

  • Toros Dondurma Çiğ Köfte

  • The Owl Cafe

  • Sultanım Cafe % Restoran
     

İçeriği Oylayabilirsiniz
Yorum Yapmak için Tıklayınız.